![]()
Hakkımızda Kaynakça
Koşullar Markalarımız E-Bülten |
Organik Tarım
Organik ( Ekolojik, Biyolojik) tarım; ekolojik dengenin korunması, her türlü bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretimi ile kullanılacak girdilerin organik tarım metoduna uygun olarak üretilmesi veya temini, orman ve doğal alanlardan organik tarım ilkelerine uygun olarak ürün toplanması, bu ürünlerin işlenmesi, ambalajlanması, etiketlenmesi, depolanması, taşınması, pazarlanması, kontrolü, sertifikalandırılması ve denetimini amaçlayan, tarımdaki çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyen modern üretim tekniklerini kullanmayı kabul eden, her aşaması kontrollü, kayıtlı ve sertifikalı olan bir üretim şeklidir. Organik tarım, yalnız başına gıda üretim kaynağı olmayıp, aynı zamanda sürdürülebilir tarım ve kalkınma, eko-turizm, biyolojik çeşitliliğin korunması ve erozyon, çölleşme ve iklim değişikliğine neden olan faktörlerin etkisinin giderilmesinin bir dayanağıdır. Dünyadaki genel eğilime paralel olarak “Türkiye’de çevresel boyutu dikkate alan sürdürülebilir bir tarım sektörünü oluşturabilmek amacı doğrultusunda organik tarım sektörünün rekabet gücünü ve etkinliğini artırmak” temel amaç olarak alınmalıdır. Organik ürün kalitesinin ve standartlarının dış pazarlarda kabul görecek şekilde belirlenmesi ve bu standartlar doğrultusunda üretim yapılmasını temin edecek etkin kontrol ve sertifikasyon sisteminin geliştirilmesi, 3. ÜRETİM Ülkemizde organik üretim yapan üretici sayısı, üretim miktarı, üretim alanları ve ürün çeşitliliği yıllar içinde artış göstermiştir. 1996 yılında 1947 olan organik ve geçiş sürecindeki üretici sayısı, 2005 yılında 14.401 lere ulaşmıştır. Toplam ürün çeşidi 1996 yılında 26 iken 2005 yılında 205 ürüne çıkmıştır. Bilim insanları, doğayla barışık tarım yöntemlerinin gelişmekte olan ülkeleri doyurabilecek sürdürülebilir bir verime ulaşacağını ortaya koydu. LONDRA - Saygın ekoloji dergisi ‘Environmental Science and Technology’de yayımlanan bir araştırma, ürün rotasyonu, organik tarım, nadas gibi yöntemlerin toprağa zarar vermeden hasatı yüzde 70 oranlarında artırabileceğini savunuyor. Bilim insanları tarımda ilaç ve gübrenin düşürülmesinin toprağın uzun dönem verimliliğini ve hasat sürekliliğini artardığını vurguluyor. Tarım verimliliği konusunda şimdiye dek yapılan en kapsamlı çalışmada dünyanın 57 ülkesinde yürütülen 280 proje araştırıldı. Araştırma ekibinden İngiliz Essex Üniversitesi uzmanı Prof. Jules Pretty, gelişmekte olan ülkelerde geleneksel metodlarla yapılan tarımın gelişmiş ülkelerdeki teknolojik ve kimyasal destekli tarıma göre toprağa daha az zarar verdiğini ve bu nedenle de daha sürdürülebilir olduğunu vurguluyor. Araştırmacılar, toprağın biyoçeşitliliğini bozmayan yöntemlerin uzun vadede daha yüksek hasat verdiğine dikkat çekerek, böcek ilaçlarının ve verim artırıcı kimyasalların kullanılmaması gerektiğine vurgu yapıyor. Bilim insanları, doğanın böcek ve kurtlara karşı kendi yöntemlerini geliştirdiğini ve bunların tercih edilmesini öneriyor. İYİ TOPRAK SUYU TUTAR Sağlıklı bir toprak yapısı aynı zamanda daha az su sarfiyatı demek. Tüm ürünlerin yetişmesi için suya gereksinim var; ancak organik açıdan daha zengin olan topraklar daha fazla su tutuyor ve bu suyu daha zengin bir içerikle birleştirebiliyor. Toprağın suyu tutma becerisi, özellikle suyun az bulunduğu veya kuraklık dönemlerinin uzun sürdüğü bölgelerde kritik bir özellik olarak öne çıkıyor. TOPRAĞA GİREN KİMYASALI YİNE İNSAN YİYOR Dünya Sağlık Örgütü (WHO) istatistikleri, kimyasal temelli ve toprağa aşırı yüklenen tarımsal yöntemlerin hava ve temiz su kaynaklarını kirlettiğini ve doğaya birçok kirletici maddenin salınmasına neden olduğunu vurguluyor. Kimyasal tarımın görünmeyen maliyeti, çevre kirliği, erozyon ve toprak kaybı, seller, su kalitesinin düşmesi ve bu tür suları içen kişilerin sağlığının bozulması olarak insanoğluna geri dönüyor. Tarımsal üretimde meydana gelen ‘kimyasallaşma’nın çevreye ve insan sağlığına etkisi ise, ancak uzun vadede ortaya çıkacağından konu kamuoyunda hakettiği yankıyı bulmuyor. Prof. Pretty’ye göre, kimyasal tarımın insanlığa üç türlü faturası var: “Ucuz gıda adına kimyasal içerikli yiyecekler için önce şirketlere, sonra bunun pisliğini temizlemek için çevreye, son olarak da kendi sağlığımızı kurtarmak için doktorlara bedel ödüyoruz.” TARIM ENDÜSTRİSİ VE ORGANİK TARIM VİZYONU Son yıllarda tarım ürünleri de, küresel ekonomi içindeki yerini aldı; örneğin tüm dünyadaki buğday, mısır unu ve pirincin yüzde 90’a yakını 6 dev tarım şirketi tarafından pazarlanıyor. Halen dünyadaki tarımsal ticaretin yüzde 80’i, 10 adet şirket tarafından yönetiliyor. Küresel ekonomiye hakim olan büyük tarım şirketleri hasadı artırmak için her türlü yola başvuruyor. Tarım endüstrisi, hızla ticari işletmelerin daha fazla ürün almak için toprağa yüklendikleri bir hal alıyor. Bu trendin devam etmesi halinde yiyecek kalitesi düşecek, çevre kirlenecek ve tarım ürünlerinin fiyatı artacak. Bilim insanları tüm dünya hükümetlerinin organik tarıma yönelmesi gerektiğini savunuyor. Uzmanlar bu bağlamda uluslararası kuruluşların şemsiyesinde ulusal hükümetlerin, organik veya geleneksel tarım yöntemlerini desteklemesi gerektiğini savunuyor. 4. ORGANİK TARLA TARIMI NASIL YAPILIR? Organik Tarla Tarımı Nedir? Basit olarak sentetik gübre ve pestisit kullanılmayan bir ortam içinde yetiştirilen ürünler organik tarla ürünü olarak tanımlanabilir. Dışarıdan müdahale ile herhangi bir genetik değişikliğe uğramış çeşitler organik yetiştiricilikte kullanılamaz. Bu standarda uygun olarak yetiştirilen nohut bitkilerinden elde edilmiş ve genetik yapısına dışarıdan herhangi bir müdahale yapılmamış, yani genetik yapısı değiştirilmemiş, sentetik pestisitler, radyasyon ve mikrodalga ışınları ile muamele görmemiş üretim materyalidir. Ekolojik tarımda kullanılacak nohut tohumlarının, ekolojik oldukları belgelendirilmelidir. Ancak ekolojik tarıma geçiş döneminde, Yetkili Denetleme Kuruluşunun izniyle diğer tohumluklar da kullanılabilir. Bu standardın amacı; tüketiciye güvenilir ve sağlıklı ürün arzını sağlamak, geçimini nohuttan sağlayan üreticilere, yeterli kazanç ve güvenli bir çalışma ortamı yaratmak, nohut yetiştirilen alanlar ile bunların çevresinde bulunan bitkilere, yararlı organizmalara ve yaban hayatına ait yaşama ortamlarını ve bunlar arasındaki doğal dengeyi korumak ve böylece genetik çeşitliliği muhafaza etmek, nohut üretimi yapılan toprakların uzun süreli verimliliğini temin etmek, geleneksel nohut üretiminde kullanılan kimyasal ilaçların ve gübrelerin sebep olduğu, tarım topraklarının, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının kirlenmesini, yetiştirme tekniklerinden kaynaklanan toprak erozyonunu ve çevre kirliliğini önlemektir. Organik tarla bitkileri üretimi yapılan alanlarda, yüksek enerji tüketen ve çevre kirliliği yaratan hiçbir girdi kullanılmamalıdır. Organik tarla tarımına geçiş dönemi, ekolojik yönetimin başlamasından, ekolojik ürünün belgelendirilmesine kadar geçen dönemi kapsar. Bu dönem tarla ürünleri için genel olarak, tarlanın işlenmesinden itibaren iki yıldır. Ancak geçiş dönemi başlangıcından önce, aşağıdaki uygulamalar yapılmış ise bu geçiş süresi, Denetlemeye Yetkili Kuruluşun izni ile kısaltılabilir: Organik tarla bitkileri yetiştiriciliği yapılacak tarlada toprak işleme, toprağın a!t üst edilmeden kabartılması ve havalandırılması şeklinde yapılmalıdır. Bunun için toprağı dipten kabartan ve yırtarak işleyen tırmık, kazayağı, dip kazan, yaylı ve yaysız çizer, dik rotovatör gibi aletler kullanılmalıdır. Meyilli tarlalarda toprak işlemesi, meyil yönüne dik olarak yapılmalıdır. Toprak Islahı: Tarlalarda ekimden önce toprak analizi yapılmalıdır. Topraktaki organik madde miktarını ve mikroorganizmaları artırmak için, uygun baklagil bitkileri yetiştirilmeli, kompost, fındık zurufu kompostu, vs. gibi organik maddeler uygulanmalıdır. Bunlara ilave olarak, toprak pH`nı düzeltmek, uzun vadede toprak verimliliğini arttırmak ve mineral madde dengesini sağlamak için, mevcut organik maddelerin dolaşımı sağlanmalıdır. Gerektiğinde yeşil gübreleme yapılarak, topraktaki azot/potasyum, azot/fosfor ve azot/karbon dengesi kurulmalıdır. Toprak ıslahında kullanılacak maddeler, Denetlemeye Yetkili Kuruluş tarafından bu standarda uygun olarak belirlenmeli ve yine bu kuruluşun denetiminde ve kontrolünde kullanılmalıdır
6.ORGANİK TARIMDA TOHUMLUK SEÇİMİ
Tohumlar, herhangi bir kimyasal madde ile muamele edilmemelidir. Aynı zamanda bunlar, yörenin toprak ve iklim koşullarına uygun , mümkünse hastalık ve zararlılara dayanıklı olmalıdır. Tohumluk, üretimin sürekliliğini garanti etmeli ve yeniden üretim programına alınmaya uygun olmalıdır. Tekrar ekime alınması düşünülen tohumlar, hasattan 6 hafta önceye kadar, tamamen organik yöntemle üretilmiş olmalıdır. Ekolojik tarıma geçiş döneminde, şartlara uygun Organik tarla bitkileri tohumu bulunamaması halinde, Denetleme Yetkili Kuruluşun uygun göreceği başka tarla bitkileri tohumları da kullanılabilir
|




